Turkish » English  |
Indirect results  |
Top  |
| armut |
|
|
| armut |
1. pear. 2. slang fool, imbecile, blockhead.
__un/ahlatın iyisini (dağda) ayılar yer. proverb The undeserving are often lucky.
__ piş, ağzıma düş. colloq. He expects things to fall into his lap without doing anything about it himself.
__un sapı var, üzümün/kirazın çöpü var demek to find a fault in everything. |
|
| armut |
* pear.
argo
* fool, imbecile, blockhead. |
|
| armut |
pear |
|
| armut |
pear |
|
|
German » Turkish  |
Indirect results  |
Top  |
| Armut |
|
|
| armut |
yoksulluk, fakirlik, fukaralık |
|
| Armut |
{'armu:t} e yoksulluk |
|
| Armut |
yoksulluk |
f m |
|
Turkish » Turkish  |
Indirect results  |
Top  |
| armut |
Gülgillerden, çiçekleri beyaz, yurdumuzun her yerinde yetişen, bir agaç (Pirus communis) * Bu agacin rengi
saridan yeşile kadar degişebilen tatli, sulu, yumuşak, ufak çekirdekli meyvesi * Fazla bön |
|
|
German » English  |
Indirect results  |
Top  |
| Armut |
- {N} poverty, poorness, indigence, neediness, necessity, privation, penury, destitution, lack
|
|
|
Sonuclarinin bu ekranda cikmasini istemediginiz dilleri kaldirabilirsiniz. Bunu yapmak icin Ayarlar bölümümüzü ziyaret ediniz! (Dikkat! Aradığınız kelimenin sonucunu göremeyişiniz o dili devre dışı bıraktığınızdan dolayı olabilir. Tekrar etkinleştirmek için Ayarlar'a gidiniz.)
|