• sözlük
  • dictionary
  • wörterbuch
  • çeviri
New Layout
Text Translation
Old Layout
Web Search
WORD
     

Google Translate
WORD
     
Language selection
»
|

İngilizce konuşmak için kursa gitmek şart değil? Tıklayın!

French » Turkish Top
faire /fer / v yapmak; meydana getirmek; yaratmak; doğurmak; düzeltmek, düzenlemek, temizlemek; ... gibi yapmak; taklit etmek; etmek; olmak, uymak * nm yapma; üslup, tarz avoir fort à faire birçok zorluklarla karşılaşmak c'en est fait olan oldu; oldu bitti cela ne fait rien zararı yok faire accueil à karşılamak faire afront à küçük düşürmek faire allusion à ima etmek faire appel à başvurmak faire confiance à güvenmek faire de barbe sakal tıraşı olmak faire de son mieux elinden geleni esirgememek faire don bağışta bulunmak faire du bien iyilik etmek faire du mal kötülük etmek faire envie kıskandırmak faire faire yaptırmak faire feu ateş etmek faire front à karşi koymak, direnmek faire insulte à hakaret etmek faire la cuisine yemek pişirmek faire la grimace à surat asmak faire la lessive çamaşır yıkamak faire la monnaie para bozmak faire la queue kuyruğa girmek faire pitié acındırmak faire place à yer vermek faire ses frais masrafını çıkarmak faire sort chemin ilerlemek, erişmek il fait beau hava güzel ne fait que d'arriver daha şimdi geldi ne pas s'en faire aldırmamak, üzülmemekk s'en faire kon. tedirgin olmak; kederlenmek se faire olmak se faire à -e alışmak se faire prêtre düzelmek, daha iyi olmak se faire vieux yaşlanmak, ihtiyarlamak

French » Turkish Indirect results Top
faire-part /ferpar / nm inv davetiye faire-part de mariage düğün davetiyesi
savoir-faire /savuarfer / nm beceriklilik
apprendre à sa mère à faire des enfants tereciye tere satmak
avoir de la peine à faire mekte güçlük çekmek
avoir fort à faire birçok zorluklarla karşılaşmak
avoir l'art de faire yapma yeteneği olmak
avoir l'art de faire qch (bir işte) usta olmak
avoir la permission de faire meye izini olmak
avoir la possibilité de faire cek durumda olmak, -mek olanağı olmak
avoir lieu de faire mekte haklı olmak
bonne à tout faire her işe bakan hizmetçi
chercher à faire yapmaya çalışmak
consister en/dans/à faire e dayanmak; ibaret olmak
en faire de belles aptalca davranmak
en faire voir de belles à qn başına iş açmak
essayer de faire yapmaya çalışmak, çabalamak
être denté de faire qch içinden -mek gelmek
être en passe de faire mek üzere olmak
faire (un) appel à e başvurmak
faire abstinence cuma günleri et yememek