Turkish » English  |
Indirect results  |
Top  |
| harika |
- {A} wonderful, marvellous, marvelous, fabulous, gorgeous, fantastic, fantastical, yummy, beautiful, bully, cool, corking, divine, far-out, groove: in the groove, groovy, immense, jolly good, keen, mean: no mean, old, phenomenal, prodigious, ripping, scrumptious, splendid, swell, wicked, wizard, wondrous
- {N} miracle, wonder, marvel, phenomenon, prodigy, whizz
|
|
| harika |
1. wonderful, marvelous, miraculous, extraordinary. 2. wonderful, marvelous, fantastic. 3. wonder, marvel, miracle.
harikalar yaratmak to produce wonders. |
|
| harika |
* wonderful, marvelous, miraculous, extraordinary.
* wonderful, marvelous, fantastic.
* wonder, marvel, miracle. |
|
| harika |
marvel |
|
| harika |
beautiful |
|
|
Turkish » German  |
Indirect results  |
Top  |
| harika |
- {A} fabelhaft, famos, glorios, klasse
|
|
| harika |
wunderbar, dufte, pfundig, bewundernswert, brillant, fabelhaft, herrlich, klasse, phantastisch; Wunder [das] |
|
| harika |
wunderbar, ausgezeichnet. |
|
| harika |
sagenhaft |
|
| harika |
toll |
|
|
Turkish » Russian  |
Indirect results  |
Top  |
| harika |
- {A} чудесный, дивный, потрясающий, несравненный
- {N} чудо (N), диковина (F), диковинка (F), гений (M)
|
|
|
Turkish » Turkish  |
Indirect results  |
Top  |
| harika |
Yaradilişin ve imkânlarin üstünde nitelikleriyle insanda hayranlik uyandiran (şey) * Çok büyük bir hayranlik
uyandiran, eksiksiz, kusursuz, tam, mükemmel |
|
|
Ottoman » Turkish  |
Indirect results  |
Top  |
| HARÎKA |
Acı, sızı. * Bulâmaç. Yulaf lâpası. |
|
| HÂRİKA |
İmkânların üstünde olan şey, hayret uyandıran, hayranlık vren. Büyük ve görülmedik eser. Görülmedik
derecede kıymetli. |
|
| HÂRİKA |
Ateş, nâr, od. |
|
|
Sonuclarinin bu ekranda cikmasini istemediginiz dilleri kaldirabilirsiniz. Bunu yapmak icin Ayarlar bölümümüzü ziyaret ediniz! (Dikkat! Aradığınız kelimenin sonucunu göremeyişiniz o dili devre dışı bıraktığınızdan dolayı olabilir. Tekrar etkinleştirmek için Ayarlar'a gidiniz.)
|