• sözlük
  • dictionary
  • wörterbuch
  • çeviri
New Layout
Text Translation
Old Layout
Web Search
WORD
     

Google Translate
WORD
     
Language selection
»
|

İngilizce konuşmak için kursa gitmek şart değil? Tıklayın!

English » Turkish Top
bad Hear! {bæd}
  • {A} kötü, fena, kokuşmuş, terbiyesiz, küfürlü, berbat, rahatsız, sahte, sert, bozuk, çürük, kokmuş, kem
  • {N} şanssızlık, yıkım, perişanlık, zarar
bad s.(worse,worst) kötü, nahoş; değersiz; kifayetsiz; yanlış, kusurlu; geçersiz; bozuk, zararlı; keyifsiz, hasta; pişman, müteessir; şiddetli, sert; çürük. in bad k. dili güç durumda. be bad at something bir şeyi becerememek. bad debt şüpheli alacak, tahsili mümkün olmayan alacak. bad money kalp para. feel bad kendini iyi hissetmemek. go from bad to worse gittikçe fenalaşmak, daha beter olmak. go to the bad fena yola sapmak, baştan çıkmak. have bad blood between arada husumet olmak
bad s. (worse, worst)
1. kötü, ahlaksız.
2. kötü, hoş olmayan.
3. ciddi, vahim.
4. kötü, niteliksiz; hatalı.
5. bozuk, bozulmuş (yiyecek).
6. hasta/sakat (organ/uzuv).
7. argo çok iyi, harika.
bad bad bäd Sıfat [S] worse, worst * kötü, ahlaksız. * kötü, hoş olmayan. * ciddi, vahim. * kötü, niteliksiz; hatalı. * bozuk, bozulmuş (yiyecek). * hasta veya sakat (organ, uzuv). slang * çok iyi, harika.
bad (worse,worst) kötü, nahoş; değersiz; kifayetsiz; y