• sözlük
  • dictionary
  • wörterbuch
  • çeviri
New Layout
Text Translation
Old Layout
Web Search
WORD
     

Google Translate
WORD
     
Language selection
»
|

Müthiş buluş. İngilizce konuşmayan kalmayacak. Nasıl mı? Tıklayın!

English » Turkish Top
bring Hear! {brıŋ}
  • {V} getirmek, vermek (ceza), kazandırmak, neden olmak, razı etmek, ikna etmek
bring f. (brought) getirmek.
bring f. getirmek; hâsıl etmek; sevketmek; icbar etmek, mecbur tutmak. bring about sebep olmak, hâs etmek; beraberinde getirmek. bring an action, bring suit dava etmek. bring around, bring round kandırmak, ikna etmek; ayıltmak, kendine getirmek. bring down the house tavan yıkılırcasına alkışlanmak. bring forth hâsıl etmek, meydana getirmek; doğurmak; sebep olmak. bring forward ileri sürmek, ortaya atmak; hesap yekününü nakletmek. bring home to ikna etmek, gerçeği kabul ettirmek, ispat etmek. bring in ithal etmek; arzetmek; kazandırmak bring off başarı1ı olmak. bring on husule getirmek, sebep olmak. bring out meydana çıkarmak, göz önüne sermek, belirtmek; neşretmek. bring over kandırmak, ikna etmek. bring to den. gemiyi orsa alabanda etmek; aklını başına getirmek, ayıltmak. bring to bear etkilenmesine sebep olmak. bring to book hesap verdirmek. bring to pass yaptırmak husule getirmek. bring through hastalıktan kurtarmak. bring under ram etmek; kendi buyruğuna tabi etmek. bring up yetiştirmek büyütmek: yaklaşmasını sağlamak. bring up the rear bir sıranın sonuna gelmek.
bring bring brîng Fiil [D] brought * getirmek.
bring getirmek; hâsıl etmek; sevketmek; icbar etmek, mec

English » Turkish Indirect results Top
bring smb. to account
  • {V} hesap sormak
bring to account
  • {V} hesap sormak
bring an accusation against smb.
  • {V} suçlamak, suçlamada bulunmak
bring an action against
  • {V} dava açmak
Please bring me an ashtray.
  • {PHR} kül: Lütfen bir kül tablası getirin.
bring home the bacon
  • {ID} evin geçimini sağlamak, ekmek parası kazanmak, başarmak
bring to bay
  • {ID} kıstırmak, köşeye sıkıştırmak, yerinden çıkarmak (vahşi hayvan)
bring in a bill
  • {V} tasarı sunmak
Please bring me a blanket.
  • {PHR} battaniye: Lütfen bir battaniye getirin.
cause to bring
  • {V} getirtmek
Please bring me some hot water.
  • {PHR} getirmek: Lütfen biraz sıcak su getirin.
When do I have to bring the boat back?
  • {PHR} iade: Botu ne zaman iade etmem gerekiyor?
bring about
  • {V} ileri sürmek, meydana getirmek, neden olmak, yol açmak, beraberinde getirmek, orsa alabanda etmek (gemi)
bring along
  • {V} getirmek, neden olmak
bring back
  • {V} geri getirmek, hatırlatmak, geri götürmek
bring closer
  • {V} yaklaştırmak
bring down
  • {V} indirmek
bring forth
  • {V} meydana getirmek, ürün vermek
bring forward
  • {V} öne sürmek, nakletmek (hesap)
bring in
  • {V} vermek, sunmak, kazandırmak, getirmek, hüküm vermek