English » Turkish  |
Top  |
| mess |
{mes}
- {A} karmakarışık
- {N} çorba, karışıklık, karmakarışıklık, manga, pislik, karışık şey, karışık yemek, asker sofrası, sofra arkadaşları
- {V} karıştırmak, bozmak, kirletmek, pisletmek, asker sofrasında yemek yemek
|
|
| mess |
i. karışıklık, düzensizlik, bozukluk; karışık şey; karışık durum, müşkül veya utandırıcı durum; tatsız yemek; çorba veya lapaya benzer yemek; daima aynı sofrada yemek yiyen kimseler, sofra arkadaşları; böyle arkadaşlarla yenen yemek. mess hall aynı kişilerin devamlı olarak yemek yedikleri yer. mess kit askerlerin kullandığı küçük sefertası. messmate
i. sofra arkadaşı messy
s. karmakarışık, intizamsız; kirli, pasaklı. |
|
| mess |
f. karmakarışık etmek; bozmak, kirletmek. mess around with (argo) uğraşmak, ilgilenmek. mess up yüzüne gözüne bulaştırmak; kirletmek, bozmak; karışmak. |
|
| mess |
i. 1. karışıklık, düzensizlik, dağınıklık. 2. karışık durum, güç/utandırıcı durum. 3. pislik, kirlilik. 4. ask. yemekhane.
f. 1. with (birinin işine) müdahale etmek, karışmak. 2. with (biriyle) alay etmek. 3. with (bir şeyle) oynamak. 4. up işi/işleri berbat etmek. 5. ask. yemek yemek. |
|
| mess |
mess
mes
İsim
* karışıklık, düzensizlik, dağınıklık.
* karışık durum, güç veya utandırıcı durum.
* pislik, kirlilik.
Fiil
* yüzüne gözüne bulaştırmak, berbat etmek.
* kirletmek, bozmak.
* altüst etmek. |
|
|
English » Turkish Indirect results |
Top  |
| we are in the deuce of a mess |
- {PHR} ayıkla pirincin taşını
|
|
| a dickens of a mess |
|
|
| get into mess |
- {ID} pisliğe bulaşmak, üstünü kirletmek, başını belâya sokmak
|
|
| here is a pretty mess |
- {PHR} ayıkla pirincin taşını
|
|
| make a mess |
- {V} ortalığı birbirine katmak
|
|
| make a mess of |
- {V} berbet etmek, yüzüne gözüne bulaştırmak, pisletmek
|
|
| Oh dear, what a mess! |
- {INTRJ} dağınıklık: Aman Tanrım, bu ne dağınıklık!
|
|
| mess about |
- {V} oynayıp durmak, sinek avlamak
|
|
| mess around |
|
|
| mess around with |
|
|
| mess-deck |
{'mes,dek}
|
|
| mess hall |
{'meshɔ:l}
|
|
| mess kit |
|
|
| mess smth. about |
- {ID} karıştırmak, oynamak
|
|
| mess things up |
- {ID} berbat etmek, yüzüne gözüne bulaştırmak
|
|
| mess tin |
{'mestın}
|
|
| mess up |
- {V} berbat etmek, yüzüne gözüne bulaştırmak, karıştırmak
|
|
| mess with |
|
|
| a mess of |
bir yemeklik (yeşillik). |
|
| make a mess of |
1. (bir yeri) dağıtmak. 2. -i berbat etmek. |
|
|
Turkish » English Indirect results |
Top  |
|
|