English » Turkish  |
Top  |
| pace |
{peıs}
- {ADV} izniyle
- {N} adım, yürüyüş, uygun adım yürüyüş, hız
- {V} adımlamak, yürümek, volta atmak, düzene sokmak, hız: hızını ayarlamak, rahvan gitmek
|
|
| pace |
i. adım, hatve; bir a dımda katedilen mesafe; gidiş, yürüyüş; rahvan yürüyüş; yürüyüş sürati. keep pace with ayak uydurmak. put one through his paces bir kimsenin kabiliyetini denemek. set the için pace yarış veya yürüyüşte sürati tayin etmek ,örnek olmak. |
|
| pace |
z. (edat), Lat. izniyle (karşı fikirde olan bir kimseyi ima ederek). |
|
| pace |
f. yürümek, gezinmek; rahvan gitmek (at); ağır ve düzenli adımlarla yürümek; adımlayarak ölçmek; belirli bir düzene sokmak; spot koşu süratini tayin etmek. peced
s. rahvan yürüyüşlü; adımlayarak ölçülmüş; örnek olan kimsenin yardımı ile yapılmış. |
|
| pace |
i. 1. (yürürken atılan) adım. 2. bir adımda alınan yol. 3. gidiş, yürüyüş. 4. yürüyüş hızı. 5. hız, tempo, gidiş.
f. 1. adımlamak. 2. bir aşağı bir yukarı yürümek/dolaşmak, volta atmak; -i arşınlamak. 3. (yarışçının) hızını ayarlamak. |
|
|
English » Turkish Indirect results |
Top  |
| force the pace |
- {V} hızlandırmak, çabuklaştırmak
|
|
| at a great pace |
|
|
| go the pace |
- {V} hızlı koşmak, çok harcamak, bolluk içinde yaşamak
|
|
| keep pace with |
|
|
| quicken one's pace |
- {V} adımlarını hızlandırmak, pergelleri açmak
|
|
| set the pace |
- {V} yarışta hızı ayarlamak, örnek olmak
|
|
| pace off |
- {V} adımlamak, adımla ölçmek
|
|
| pace out |
- {V} adımlamak, adımla ölçmek
|
|
| pace up and down |
- {V} bir aşağı bir yukarı gitmek, volta atmak
|
|
| at a rattling pace |
- {A} doludizgin, canlı bir tempoda
- {ADV} tıkır tıkır
|
|
| accommodate one´s pace/step to |
birine ayak uydurmak. |
|
| fast pace |
1. çabuk. hızla. hızlı. rengi atmaz. solmaz. su gibi. süratli. seri. ileri (saat). eli çabuk. tez canlı. uçarı. dayanıklı. sağlam. değişmez. sabit. sıkı. ayrılmaz. hızla. çabucak. süratle. sık sık. defalarca. hızlı. hoppaca. sıkıca. sımsıkı. derin olara. |
|
| keep pace with |
-e ayak uydurmak. |
|
| pace back and forth/pace up and down |
bir aşağı bir yukarı yürümek/dolaşmak, volta atmak. |
|
| requiescat in pace |
Lat. Huzur içinde yatsın. Allah rahmet eylesin. (kıs. R.l.P.). |
|
| requiescat in pace |
Lat. Huzur içinde yatsın. Allah rahmet eylesin. (kıs. R.l.P.). |
|
| set the pace |
örnek olmak. |
|
| set the pace for |
(bir grup sporcunun) temposunu ayarlamak: He sets the pace for us. O bizim tempocumuz. |
|
| keep pace with |
* -e ayak uydurmak. |
|
| pace back and forth |
* bir aşağı bir yukarı yürümek, volta atmak. |
|
|
|