• sözlük
  • dictionary
  • wörterbuch
  • çeviri
New Layout
Text Translation
Old Layout
Web Search
WORD
     

Google Translate
WORD
     
Language selection
»
|

İngilizce konuşmak için kursa gitmek şart değil? Tıklayın!

English » Turkish Top
pace Hear! {peıs}
  • {ADV} izniyle
  • {N} adım, yürüyüş, uygun adım yürüyüş, hız
  • {V} adımlamak, yürümek, volta atmak, düzene sokmak, hız: hızını ayarlamak, rahvan gitmek
pace i. adım, hatve; bir a dımda katedilen mesafe; gidiş, yürüyüş; rahvan yürüyüş; yürüyüş sürati. keep pace with ayak uydurmak. put one through his paces bir kimsenin kabiliyetini denemek. set the için pace yarış veya yürüyüşte sürati tayin etmek ,örnek olmak.
pace z. (edat), Lat. izniyle (karşı fikirde olan bir kimseyi ima ederek).
pace f. yürümek, gezinmek; rahvan gitmek (at); ağır ve düzenli adımlarla yürümek; adımlayarak ölçmek; belirli bir düzene sokmak; spot koşu süratini tayin etmek. peced

s. rahvan yürüyüşlü; adımlayarak ölçülmüş; örnek olan kimsenin yardımı ile yapılmış.
pace i.
1. (yürürken atılan) adım.
2. bir adımda alınan yol.
3. gidiş, yürüyüş.
4. yürüyüş hızı.
5. hız, tempo, gidiş.

f.
1. adımlamak.
2. bir aşağı bir yukarı yürümek/dolaşmak, volta atmak; -i arşınlamak.
3. (yarışçının) hızını ayarlamak.

English » Turkish Indirect results Top
force the pace
  • {V} hızlandırmak, çabuklaştırmak
at a great pace
  • {ADV} büyük bir hızla
go the pace
  • {V} hızlı koşmak, çok harcamak, bolluk içinde yaşamak
keep pace with
  • {V} ayak uydurmak
quicken one's pace
  • {V} adımlarını hızlandırmak, pergelleri açmak
set the pace
  • {V} yarışta hızı ayarlamak, örnek olmak
pace off
  • {V} adımlamak, adımla ölçmek
pace out
  • {V} adımlamak, adımla ölçmek
pace up and down
  • {V} bir aşağı bir yukarı gitmek, volta atmak
at a rattling pace
  • {A} doludizgin, canlı bir tempoda
  • {ADV} tıkır tıkır
accommodate one´s pace/step to birine ayak uydurmak.
fast pace
1. çabuk. hızla. hızlı. rengi atmaz. solmaz. su gibi. süratli. seri. ileri (saat). eli çabuk. tez canlı. uçarı. dayanıklı. sağlam. değişmez. sabit. sıkı. ayrılmaz. hızla. çabucak. süratle. sık sık. defalarca. hızlı. hoppaca. sıkıca. sımsıkı. derin olara.
keep pace with -e ayak uydurmak.
pace back and forth/pace up and down bir aşağı bir yukarı yürümek/dolaşmak, volta atmak.
requiescat in pace Lat. Huzur içinde yatsın. Allah rahmet eylesin. (kıs. R.l.P.).
requiescat in pace Lat. Huzur içinde yatsın. Allah rahmet eylesin. (kıs. R.l.P.).
set the pace örnek olmak.
set the pace for (bir grup sporcunun) temposunu ayarlamak: He sets the pace for us. O bizim tempocumuz.
keep pace with * -e ayak uydurmak.
pace back and forth * bir aşağı bir yukarı yürümek, volta atmak.