• sözlük
  • dictionary
  • wörterbuch
  • çeviri
New Layout
Text Translation
Old Layout
Web Search
WORD
     

Google Translate
WORD
     
Language selection
»
|

Müthiş buluş. İngilizce konuşmayan kalmayacak. Nasıl mı? Tıklayın!

English » Turkish Top
rest Hear! {rest}
  • {N} dinlenme, geri, uyku, hareketsizlik, rahat, ölüm, dinlenme yeri, misafirhane, mezar, destek, dayanak, kalan, es, durak, artık, kalıntı, gerisi, bakiye, ihtiyat akçesi [Brit.]
  • {V} dinlenmek, mola vermek, uyumak, istirahat etmek, uzanmak, yatmak, ebedi istirahatte olmak, dayanmak, yaslanmak, durmak, dinlendirmek, dikmek (bakış), dayamak, koymak
rest i. the (ile) kalan miktar, kalanlar, geri kalan kısım. all the rest kalanların hepsi. as for the rest kalanına gelince.
rest f. dinlenmek, nefes almak: rahat etmek, istirahat etmek; yatmak, oturmak; uyumak; ölmek; dayanmak, dayalı olmak; huk. bir davada taraflardan birinin davaya ait butün delilleri anlattığını bildirmek; güvenmek, itimat etmek; kalmak; dinlendirmek, rahat ettirmek; dayamak, yaslamak; koymak. His eyes rested on it Gözleri ona dikildi. restingplace

i. konak yeri; mezar.
rest i. rahat, istirahat, dinlenme, yatma; oturma; sükun, hareketsizlik; uyku; asayiş, ruh sukunu; durak, dinlenme yeri; ölum; müz. fasıla, durak işareti, es; dayanak, dayanacak şey, mesnet .rest cure, rest treatment tıb. dinlenme usulü ile tedavi. rest day dinlenme günü (özellikle pazar günü). rest room tuvalet at rest hareketsiz; rahatta; olmuş. go to rest dinlenmek, yatmak lay to rest gömmek, defnetmek. whole rest müz. dörtlük es.
rest i.
1. dinlenme.
2. rahat, huzur, sükûn.
3. dinginlik, hareketsizlik.
4. uyku.
5. müz. es.
6. dayanak.

f.
1. dinlenmek, nefes almak; dinlendirmek: We have been working for ten hours without resting at all. On saattir hiç dinlenmeden çalışıyoruz.
2. rahat etmek.
3. on/against -e dayanmak, -e dayalı olmak; -e dayamak, -e yaslamak: The ladder was resting against that wall. Merdiven o duvara dayalıydı.
4. with -e kalmak, -in elinde olmak: The final decision rests with you. Son karar size kaldı.
5. on -e koymak, -e dayamak: Don´t rest your elbows on the table. Dirseklerinizi masaya koymayın.

Turkish » English Top
rest ,-ti all the money one has left to stake (in poker).

__ çekmek
1. to stake all one´s money on one gamble.
2. to set forth one´s final opinion in scathing terms.
rest rest{i} * all the money one has left to stake (in poker).

English » Turkish Indirect results Top
book-rest {'bʋk,rest}
  • {N} kitap altlığı
rest harrow {'rest,hærəʋ}
  • {N} kayışkıran
longed-for rest
  • {N} özlemi çekilen huzur, ölüm
rest on one's oars
  • {ID} ağırdan almak, işi yavaşlatmak
at rest
  • {A} rahat, hareketsiz, çalışmayan, işlemeyen
be at rest
  • {V} istirahatte olmak, ölmüş olmak, çalışmamak, işlememek
for the rest
  • {ADV} bunun dışında, bunun ötesinde, zaten
god rest his soul
  • {PHR} huzur içinde yatsın, Allah rahmet eylesin
have rest
  • {V} uyumak
lay to rest
  • {V} toprağa vermek, gömmek
let rest
  • {V} dinlendirmek
take a rest
  • {V} dinlenmek, istirahat etmek
the rest
  • {N} geri kalan
rest against
  • {V} dayanmak, yaslanmak
rest area
  • {N} dinlenme odası
rest cure {'restkjʋr}
  • {N} yatak istirahâti
rest day {'restdeı}
  • {N} tatil günü, izin günü
rest home {'resthəʋm}
  • {N} huzurevi
rest house {'resthaʋs}
  • {N} mola yeri, pansiyon, misafirhane, han
rest in peace
  • {PHR} huzur içinde yatsın

Turkish » English Indirect results Top
rest day
1. a day set aside for rest.
rest çekmek * to stake all one's money on one gamble. * to set forth one's final opinion in scathing terms.