English » Turkish  |
Top  |
| stands |
1.
f. (stood) ayakta durmak, kaim olmak; durmak, ayakta kalmak; kalmak, baki kalmak; sebat etmek, tahammül etmek, çekmek, dayanmak; sabit olmak; inat etmek, ayak diremek; olmak, bulunmak; durmak; uymak, uygun gelmek; (İng.) aday olmak; den. gitmek,. 2. tribün. |
|
|
English » Turkish Indirect results |
Top  |
| It stands to reason |
(that) .... Kuvvetle tahmin edilen bir şey için kullanılır: Will she come? It stands to reason she will. Gelecek mi? Tabii, neden gelmesin? |
|
| It stands to reason that .... |
Mantık diyor ki ..., -e göre tabii ki ...: Unless you pay him a decent salary, it stands to reason he won´t work hard. Ona makul bir maaş vermedikçe tabii ki gayretle çalışmaz. |
|
| It stands to reason .... |
* [Kuvvetle tahmin edilen bir durum için kullanılır:]
It stands to reason he'll come.
Gelmemesi için bir neden olmadığına göre gelir. |
|
| It stands to reason that .... |
* [Kuvvetle tahmin edilen bir durum için kullanılır:]
It stands to reason he'll come.
Gelmemesi için bir neden olmadığına göre gelir. |
|
|
|