| beat with a stick |
|
|
| big stick |
|
|
| carrot or stick |
|
|
| be in a cleft stick |
- {N} zor durumda olmak, çıkmazda olmak
|
|
| cleft stick |
|
|
| composing stick |
{kəm'pəʋzıŋ,stık}
- {N} kumpas, dizgi harf yatağı
|
|
| dogwood stick |
|
|
| stick to facts |
- {ID} hayale kapılmamak, gerçekleri gözardı etmemek
|
|
| gold stick |
|
|
| guess stick |
- {N} sürgülü hesap cetveli, ölçek
|
|
| hockey stick |
{'hɒkıstık}
|
|
| laundry stick |
|
|
| stick like a leech to smb. |
|
|
| memory stick |
- {N} hafıza: taşınabilir hafıza kartı
|
|
| orange stick |
|
|
| stick to the point |
- {V} konudan ayrılmamak, konudan sapmamak, konuya sadık kalmak
|
|
| setting-stick |
{'setıŋstık}
|
|
| shaving stick |
|
|
| stick |
{stık}
- {N} çubuk, sopa, dal parçası, asa, sap, baston, değnek, direk, çıta, sırık, kol, vites kolu, engel (yarış), tokmak, ardarda atılan bombalar, uçaktan ardarda atlayan askerler, kumpas, çam yarması, hödük
- {V} sokmak, geçirmek, batırmak, delmek, saplamak, bıçaklamak, uzatmak, takmak, koymak, yapıştırmak, iğnelemek, tutturmak, alıkoymak, tutmak
|
|
| dry stick |
|
|
|