• sözlük
  • dictionary
  • wörterbuch
  • çeviri
New Layout
Text Translation
Old Layout
Web Search
WORD
     

Google Translate
WORD
     
Language selection
»
|

İngilizce konuşmak için kursa gitmek şart değil? Tıklayın!

English » Turkish Top
want Hear! {wɒnt}
  • {N} ihtiyaç, arzu, gereksinim, lüzum, gereksinme, yokluk, fakirlik, istek
  • {V} istemek, arzulamak, talep etmek, arzu etmek, yoksun olmak, ihtiyacı olmak, gerektirmek, eksik olmak
want f. istemek, arzu etmek; eksiği olmak; aramak; İng. muhtaç olmak, gerektirmek; yoksul olmak. want for muhtaç olmak, ihtiyacını hissetmek. want to k.dili. gerekmek. Call it what you want. Ne derseniz deyin. The dog wants out. Köpek dışan çıkmak istiyor. He is wanting in politeness İncelikten yoksun. You want to see a dentist today. Dişçiye bugün gitmelisiniz.
want i. yokluk, adem; eksiklik, noksan; lüzum, ihtiyaç; gerek, hacet; sıkıntı, zaruret, yoksulluk, fakirlik; istek, arzu. want ad k.dili. gazet. küçük ilan. be in want muhtaç olmak. for want of bulunmadığından.
want f.
1. istemek, arzu etmek: What do you want? Ne istiyorsunuz?
2. istemek, -e ihtiyacı olmak: This house wants looking after. Bu evin bakıma ihtiyacı var.
3. gerekmek, lazım olmak: You want to see a doctor as soon as possible. Bir an önce doktora gitmen gerek. It wants no investigation. Hiçbir araştırma yapmaya gerek yok. This work wants to be done with care. Bu işin özenle yapılması gerekiyor.
want i.
1. yokluk, -sizlik: want of good manners terbiyesizlik. We were unable to take a vacation for want of money. Parasızlıktan tatil yapamadık.
2. eksiklik, noksan.
3. istek: a man of few wants pek az isteği olan bir adam. We can supply all your wants. Bütün isteklerinizi karşılayabiliriz.
4. arzu edilen gerekli şey: We can supply all your wants. Size gerekli olan her şeyi sağlayabiliriz.
5. ihtiyaç, gereksinim: This roof is in want of repair. Bu damın tamire ihtiyacı var.
6. yoksulluk, fakirlik: live in want yoksulluk içinde yaşamak.