• sözlük
  • dictionary
  • wörterbuch
  • çeviri
New Layout
Text Translation
Old Layout
Web Search
WORD
     

Google Translate
WORD
     
Language selection
»
|

Müthiş buluş. İngilizce konuşmayan kalmayacak. Nasıl mı? Tıklayın!

English » Turkish Top
waste Hear! {weıst}
  • {A} boş, ıssız, harap, kasvetli, sıkıcı, boşa harcanan, ekilmemiş, atık, artık, kullanılmış
  • {N} atık, artık, boşa harcama, israf, sarfiyat, boş arazi, ekilmemiş toprak, çöp, döküntü, değer kaybı
  • {V} boşa geçirmek, boşa harcamak, israf etmek, çarçur etmek, harcamak, heba etmek, harap etmek, tüketmek, öldürmek [Amer.], aşınmak, tükenmek, aşırı zayıflamak, ,
waste s.

i. atılmış, kullanılmaz; bedenden çıkarılmış, ifraz edilmiş; boş, hali, terkedilmiş; çorak; viran, harap; artık, yeterinden fazla;

i. israf, telef, çarçur, heder, savurma; iyi kullanmama, değerlendirmeme; boş arazi; metruk arazi; beyaban; ıssız yer; yıkım, harabiyet; kullanılmadan boşa giden şey, fire; çöp, artık. waste pipe kutlanılmış veya fazla suyu boşaltma borusu. waste steam fazla buhar, çürük buhar. go to waste ziyan olmak, heder olmak, boşa gitmek. lay waste harap etmek, viraneye çevirmek.
waste f. harap etmek, viraneye çevirmek; aşındırmak, kullanıp yıpratmak; harcamak, boşuna sarfetmek, israf etmek; kaybetmek; (argo) öldürmek; aşınmak; heba olmak; aşırı derecede kilo vermek. waste away zayıflaya zayıflaya eriyip gitmek; ağır ağır azalmak veya telef olmak. wasting

s. zayıflatıcı, çöktürücü; harap eden.
waste s.
1. artık, işe yaramaz.
2. kullanılmış, atılacak (kâğıt).
3. boş, ıssız, hali.
4. viran, harap.

i.
1. ziyan etme, heder etme; ziyan, heder, heba; boşa harcama; israf, çarçur.
2. döküntü, artık; fire.
3. boş arazi.
4. ıssız yer.
5. harabe, virane.

f.
1. ziyan etmek, heder etmek, heba etmek; boşa harcamak; israf etmek, çarçur etmek: He has wasted the money. Parayı israf etti. I have wasted my whole day. Bütün günümü heba ettim.
2. harap etmek, viraneye çevirmek: The invaders wasted the city. İstilacılar kenti harap etti.
3. iyi kullanmamak, boşa harcamak: The company is wasting his talents. Şirket onun yeteneklerini boşa harcıyor.
waste waste weyst Sıfat * artık, işe yaramaz. * kullanılmış, atılacak (kâğıt). * boş, ıssız, hali. * viran, harap. İsim * israf. * döküntü, artık; fire; çöp. * iyi kullanmama, boşa harcama. * boş arazi. * ıssız yer. * harabe, virane. Fiil * israf etmek, boşuna harcamak, çarçur etmek: He has wasted the money. Parayı israf etti. * harap etmek, viraneye çevirmek: The invaders wasted the city. İstilacılar kenti harap etti. * iyi kullanmamak, boşa harcamak: The company is wasting his talents. Şirket onun yeteneklerini boşa harcıyor. * heba etmek, heder etmek, ziyan etmek: I have wasted my whole day. Bütün günümü heba ettim.

English » Turkish Indirect results Top
cotton waste
  • {N} pamuk artığı, kıtık
flax waste
  • {N} kıtık
great haste makes waste
  • {ID} acele işe şeytan karışır
haste makes waste
  • {ID} acele işe şeytan karışır
industrial waste
  • {N} endüstriyel atık, sanayi atığı
nuclear waste
  • {N} nükleer atık
solid waste
  • {N} katı atık
go to waste
  • {V} boşa gitmek, çöpe gitmek
lay waste
  • {V} yakıp yıkmak, harabeye çevirmek
waste away
  • {V} gittikçe zayıflamak, aşınmak, yıpranmak, tükenmek, aşırı zayıflamak, har vurup harman savurmak
waste disposal
  • {N} çöp öğütme
waste not, want not
  • {ID} ayağını yorganına göre uzat
waste pipe {'weıst,paıp}
  • {N} atık su borusu, boşaltma borusu
waste product
  • {N} ıskarta, atık, yan ürün
waste smb.'s time
  • {V} oyalamak
waste time
  • {V} oyalanmak
waste water
  • {N} atık su, pis su
waste wool
  • {N} kaba yün, ıskarta yün
animal waste hayvansal artık
atomic waste nükleer atıklar.