• sözlük
  • dictionary
  • wörterbuch
  • çeviri
New Layout
Text Translation
Old Layout
Web Search
WORD
     

Google Translate
WORD
     
Language selection
»
|

Müthiş buluş. İngilizce konuşmayan kalmayacak. Nasıl mı? Tıklayın!

English » Turkish Top
white Hear! {waıt}
  • {A} beyaz, ak, solgun, temiz, masum, zararsız, terbiyeli
  • {N} beyaz, ak
white s.
1. beyaz, ak.
2. beyaz ırktan olan, beyaz.
3. beyaz ırktan olanlara ait, beyazlara ait: a white neighborhood beyazların oturduğu bir semt.

i.
1. beyaz renk, beyaz, ak.
2. beyaz ırktan olan kimse, beyaz.
white i. ak renk; beyazlık, aklık; biyol. ak; okçulukta hedefin dış halkası; beyaz derili adam; çoğ. beyaz giysi; çoğ. en iyi kalite un.
white s.

f. beyaz, ak; renksiz, sararmış, soluk, solgun; lepiska, san; gümüşten yapılmış boş,yazısız, saf, lekesiz: beyazlar giymiş; öfkeden bembeyaz kesilmiş; akkor;

f. beyazlatmak, ağartmak; badana sürmek. white out matb. beyaz aralıklar bırakmak. white ant beyaz karınca, divik. white as a sheet bembeyaz. white bear kutup ayısı, zool. Thalarctus maritimus white birch huş ağacı, bot. Betula pendula. white book kitap halinde yayımlanmış resmi hükümet raporu, beyaz kitap white clover beyaz yonca, bot Trifolium repens white dwarf astr beyaz cuce yıldız white elephant beyaz Hindistan fili; fuzull eşya white feather korkaklık belirtisi white flag beyaz bayrak, teslim bayrağı white gas kurşunsuz saf benzin white gold beyaz altın white goods beyaz çamaşırlar white heat akkor; heyecanın en şiddetli anı the White House Beyaz Saray white lead üstübeç white lie zararsız yalan white light güneş ışığl gibi beyaz ışık white magic iyilik düşüncesiyle yapılan büyü white man beyaz adam white man s burden güya beyaz ırka duşen dünyayl uygarlaşnrma gorevi white meat beyaz et white metal bir çeşit katışık beyaz maden, yatak madeni, beyaz metal white noise belirli frekansları kapsayan gurültulu ses white oak saplı meşe white paper hü kümetin tutumunu belirten resml broşür white pepper tohumlarının dış zarı çıka rılmış tane biber white potato patates white race beyaz ırk white rat (labo ratuvarda kullanılan) beyaz fare White Russia Beyaz Rusya white sale tenzi Iâtlı çamaşır satışı white sauce ahça un ile süt ve yağdan yapılan beyaz sos white slave traffic beyaz kadm ticareti white slavery zorla yapılan orospuluk white supremacy beyaz ırkm ustünlüğü öğretisi white tie beyaz papyon kravat; frak veya resml elbise white water ABD, Kan akarsuda ivi nti yeri bleed white kanım sömürmek; bütün parasını almak white ness i beyazlık; saflık, temizlik whit ish s akça, akçıl, beyazca
White Beyaz

English » Turkish Indirect results Top
white-slave agent
  • {N} beyaz kadın taciri
black and white
  • {N} basılı şey, siyah beyaz resim
in black and white
  • {ADV} yazılı olarak, yazıyla
white bread
  • {N} ekmek: beyaz ekmek
Would you show me some white china?
  • {PHR} porselen: Beyaz porselen gösterebilir misiniz?
white chocolate
  • {N} çikolata: beyaz çikolata
egg white {'egwaıt}
  • {N} yumurta akı
white elephant
  • {ID} değerli ama işe yaramayan mülk, büyük boy kâğıt, gereksiz eşya, masraflı hediye
  • {N} beyaz fil
show the white feather
  • {ID} korkaklık etmek, korktuğunu belli etmek, korkmak, ödleklik etmek
I would like a black and white film.
  • {PHR} film: Siyah beyaz film rica ediyorum.
growing white
  • {N} ağarma
white magic
  • {N} iyi büyü, melek büyüsü
milk-white {'mılk,waıt}
  • {A} süt beyazı
white mulberry
  • {N} dut
off-white Hear! {,ɒf'waıt}
  • {A} kirli beyaz
white poplar
  • {N} akçakavak
white pudding
  • {N} sosis: yulaflı sosis
the white race
  • {N} beyaz ırk
White Rose
  • {NPR} hanedan: York hanedanı
white satin
  • {N} cin