• sözlük
  • dictionary
  • wörterbuch
  • çeviri
New Layout
Text Translation
Old Layout
Web Search
WORD
     

Google Translate
WORD
     
Language selection
»
|

Müthiş buluş. İngilizce konuşmayan kalmayacak. Nasıl mı? Tıklayın!

English » Turkish Top
witness Hear! {'wıtnıs}
  • {N} şahit, tanık, tanıklık
  • {V} şahit olmak, tanık olmak, şahitlik etmek, sahne olmak, onaylamak, kabul etmek
witness i.

f. şahit, tanık; şehadet, şahitlik, tanıklık; delil, burhan, hüccet, tanıt;

f. şehadet etmek, tanıklık etmek; görmek, gözü ile görmek, müşahade etmek, şahit olmak. witness box , witness stand tanık kürsüsü. Witness my hand and seal. İmzam ve mührüm buna şahittir(senet sonuna yazılır). bear witness tanıklık etmek. call to witness şahit tutmak, şehadete davet etmek.
witness i. tanık, şahit.

f.
1. bizzat görmek, -e tanık/şahit olmak: Did you witness that event? O olayı bizzat gördün mü? These walls have witnessed a lot of history. Bu surlar birçok tarihi olaya tanık oldu.
2. to -e tanıklık/şahitlik etmek: He witnessed to having seen the murder. Tanıklık ederek cinayeti gördüğünü söyledi.
3. (to) (bir şeyin) kanıtı/delili olmak, (bir şeye) delalet etmek, (bir şeye) işaret etmek: Her absence at the ceremony witnessed her disapproval. Törende hazır bulunmaması, onaylamadığına işaret ediyordu.
4. hazır bulunarak (bir şeye) resmen şahit olmak, tanıklık etmek: Can you witness Hikmet´s will? Hikmet´in vasiyetnamesine tanıklık eder misin?
witness wit.ness wît'nîs İsim * tanık, şahit. Fiil * bizzat görmek, -e tanık/şahit olmak: Did you witness that event? O olayı bizzat gördün mü? These walls have witnessed a lot of history. Bu surlar birçok tarihi olaya tanık oldu. * {to} -e tanıklık/şahitlik etmek: He witnessed to having seen the murder. Tanıklık ederek cinayeti gördüğünü söyledi. * {(to)} (bir şeyin) kanıtı/delili olmak, (bir şeye) delalet etmek, (bir şeye) işaret etmek: Her absence at the ceremony witnessed her disapproval. Törende hazır bulunmaması, onaylamadığına işaret ediyordu. * hazır bulunarak (bir şeye) resmen şahit olmak, tanıklık etmek: Can you witness Nazmiye's will? Nazmiye'nin vasiyetnamesine tanıklık eder misin?
witness şahit, tanık; şehadet, şahitlik, tanıklık; delil,

English » Turkish Indirect results Top
auricular witness
  • {N} kulak misafiri
character witness
  • {N} ünlü tanık
expert witness
  • {N} bilirkişi (mahkeme)
bear witness
  • {V} şahitlik etmek
bear witness to
  • {V} tanıklık etmek
witness box {'wıtnıs,bɒks}
  • {N} tanık kürsüsü, tanık sandalyesi
witness stand {'wıtnıs,stænd}
  • {N} tanık kürsüsü, tanık sandalyesi
bear witness tanıklık/şahitlik etmek.
bear witness to (bir şeyin) kanıtı/delili olmak, (bir şeye) delalet etmek.
give witness bak. bear witness.
take the witness stand (tanıklık etmek üzere) tanık kürsüsüne çıkmak.
witness stand (mahkemede) tanığın ifade verdiği yer, tanık/şahit kürsüsü.
bear witness * tanıklık/şahitlik etmek.
bear witness to * (bir şeyin) kanıtı/delili olmak, (bir şeye) delalet etmek.
give witness * tanıklık/şahitlik etmek.
take the witness stand * (tanıklık etmek üzere) tanık kürsüsüne çıkmak.
witness stand * (mahkemede) tanığın ifade verdiğ i yer, tanık/şahit kürsüsü.
eye witness görgü tanığı
false witness yalancı şahit
witness box tanık kürsüsü