Ottoman » Turkish  |
Top  |
| PERDE |
f. Kapı, pencere gibi yerlere asılan veya iki yeri birbirinden ayıran, görünmeğe mâni olan şey. * Mc: Irz,
namus, iffet.* Bir müzik parçasını meydana getiren seslerden herbirinin kalınlık veya incelik derecesi. * Bir
sahne eserinin büyük bölümlerinden her biri. * Ekran, sinema perdesi. * Tıb: Aksu. * Mc: Gaflet. Basiretsizlik.
(Bak: Esbabperest.) |
|
|
Ottoman » Turkish Indirect results |
Top  |
| NİLÎ PERDE |
Gökyüzü, sema. |
|
| PERDE YIRTILMAK |
Hayasızlık etmek, utanmazlık. |
|
| PERDE-İ CÜMUD |
Donmuş, katı perde. * Mc: Alem, tabiat. * Akıl ve hissiyatı kendisi ile meşgul edip, dini ve ulvi hakikatlardan
ayıran, gaflet veren perde. |
|
| PERDE-İ NİLGÜN |
Gökyüzü, sema. |
|
| PERDE-İ TÜRABİYE |
Toprak perdesi, yer yüzü. |
|
| PES-İ PERDE |
Perde arkası. |
|
| SERA-PERDE |
f. Saray perdesi. Eskiden harem dairesinin önüne çekilen büyük perde. * Padişah çadırı, otağ. |
|
| VERA-İ PERDE |
Perde arkası. |
|
|
|