English » Turkish  |
Indirect results  |
Top  |
| pulsate |
{'pʌlseıt}
- {V} titreşmek, titremek, çarpmak, atmak, zonklamak
|
|
| pulsate |
f. nabız gibi atmak, yürek gibi çarpmak. pulsation
i. nabız atışı. pulsatile, pulsative, pulsatory
s. nabız gibi atan. |
|
| pulsate |
f. 1. (kalp) atmak, (yürek) çarpmak. 2. (kan) kalp atışlarıyla ahenkli bir şekilde (damarlarda) dolaşmak. 3. (motor, makine v.b.) uğuldamak. 4. (müzik) (belirgin bir ritimle) yüksek bir sesle çalmak/gümbürdemek. 5. with ile dolup taşmak, ile dopdolu olmak: Those mountains pulsate with beauty. O dağlar güzelliklerle dolup taşıyor. |
|
| pulsate |
pul.sate
p^l'seyt
Fiil
* (nabız) atmak, (yürek) çarpmak. |
|
| pulsate |
nabız gibi atmak, yürek gibi çarpmak. pulsa'tion |
|
|
English » German  |
Indirect results  |
Top  |
| pulsate |
{'pʌlseıt}
- {V} pulsen, pulsieren, vibrieren, klopfen, pochen, beben, rhythmisch klingen
|
|
|
Sonuclarinin bu ekranda cikmasini istemediginiz dilleri kaldirabilirsiniz. Bunu yapmak icin Ayarlar bölümümüzü ziyaret ediniz! (Dikkat! Aradığınız kelimenin sonucunu göremeyişiniz o dili devre dışı bıraktığınızdan dolayı olabilir. Tekrar etkinleştirmek için Ayarlar'a gidiniz.)
|